Bu yazıyı yazmak, Hürriyet Agora'daki Kasaba kavunuyla ilgili yazıyı görünce aklıma düştü. Malum ülkemizin coğrafyası geniş, bir anda kaç iklim bir arada yaşanıyor, bu iklim çeşitliliği de beraberinde oldukça zengin bir ürün çeşitliliğini de getirmekte. Böyle olunca da ülkenin farklı yerlerinde yaşayanlar diğer yerlerinde üretilen ürünlerin ya da çeşitlerin farkında bile olmayabiliyorlar. Bu tabi geçmişte böyleymiş ama bugün ulaşımın gelişmesiyle birlikte bu sorun da aşılmış ve memleketin farklı köşelerinden gelen ürünler tüketicinin beğenisine sunulmuş durumda, ama yine de tam anlamıyla değil. Bazı bölgesel lezzetler hala oralarda saklı duruyorlar, ya da sadece ticari olarak taşınabilir-pazarlanabilir ürünler pazarlarda karşımıza çıkıyor.
Lafı neden buraya getirdim derseniz Arslan Erdoğan'ın yazısında bahsettiği kasaba kavunu aslında Ege'de hala daha yaygın olarak yetiştirilen bir cins. Eğer casaba melon, internet sitelerinde resmini gördüğüm sarı renkli kışlık kavunsa bu kavundan kocaman bir adedi evimin balkonunda zamanını bekliyor. Geçen hafta Kırkağaç Musahoca'da yaşayan halam hediye etti ve zamanı da muhtemelen yılbaşı sonrası olur. Neden derseniz bu sarı kavunun özelliği yenisi dikilene kadar dayanması, zaten o yüzden kış kavunu olarak anılıyor. Yok yazıda belirtildiği gibi rengi koyu yeşil ise o cinsin adı da sanırım Hasan Bey kavunu, ve o da Kırkağaç yöresinde yetiştirilen ve oldukça da lezzetli bir cins. Babam o cinsin yörede eskiden beri dikildiğini söyler. Bu yıl bu cins kavunla oldukça fazla karşılaştım. Özellikle Dikili'de karşıma çıkan ve Yunt Dağlarındaki tarlasından getirdiği bir römork dolusu kavununu pazarlayan üreticinin kavunlarının lezzeti hala daha damağımda. Aynı lezzeti yaban domuzları da almış olacak ki adamcağız, "domuzdan kurtarabildiklerimizi satıyoruz" demişti.
Böylece şunu söyleyebiliriz ki bu ürünler hala mevcutlar, ama piyasa koşulları bunları marjinal hale getiriyor. Bu koşullardan biri pazarda diğer türlere olan talep. Eğer büyük şehirlerde Kırkağaç daha popülerse ve pazarlaması daha kolaysa çiftçiler o cinsin üretimine doğru kayıyorlar. Diğer bir neden de mono kültür sorunu ki yıllarca destekleme alımları nedeniyle tütüne yüklenen çiftçiler geleneksel ürünlerini unutup gittiler. Maydanozunu bile çarşıdan alır hale geldiler. Bazı yörelerde tohumlar bile kayboldu gitti. Sanırım bir diğer sorun da pazarlama ve saklama sorunlarıyla alakalı. Adı üstünde kış kavunu ve bu kış kavununu üretici büyük ihtimalle kendi tüketimi kadar dikiyor. Böyle olunca da o eski lezzetler ortadan kalkıyor ya da kolayca bulunmuyor. Pazarlarda ince kabuklu ve sulu, pembe domates bulamamanın da böyle bir esprisi var. Bu cins domates türünün en lezzetlisi olmasına rağmen, ne üretici ne de aracı-satıcı bu cinsi tercih etmiyor. Nedeni de bu cinsin çok narin olması ve hemen ezilmesi. Yani belki kendi bahçeden toplayıp hemen tüketilmeye ya da bahçeden sabah toplanıp öğleyin pazarda satılmaya müsait ama koca bir tarla dikilip kasalarla yüzlerce kilometre gidip pazarlarda satılmaya müsait değil. O yüzden kasaba pazarlarında bu domatesten bulmak mümkün ama büyük pazarlarda bu pek mümkün değil.
İşte sanırım bütün mesele burada, büyük şehirler nüfus olarak daha da büyüdükçe, etrafındaki tarım alanları yapılaşmaya açıldıkça ve bu yüzden üreticiyle tüketici arasındaki mesafeler arttıkça o gerçek lezzetlerden uzaklaşmaya da devam edeceğiz. Hatta örnekte görüldüğü gibi kendi memleketimizin lezzetlerini bile internetten öğrenmeye başlayacağız. Daha doğrusu bu lezzetlerin tariflerini öğrenmeye başlayacağız, ama malum internette tadım yapılmıyor. Umarım sevgili Arslan Erdoğan çevresinde yaptığı araştırmanın sonucu bu türlere ulaşır ve okuduğu kaybolan lezzetlerin tadına bakma şansı olur.
Not: Eğer kaybolan tatlarla ilgiliyseniz, kaybolantatlar-owner@yahoogroups.com adresine bir mesaj atın, kaybolan tatlarla ilgili insanlarla tanışın.
________________________________________
GÖKHAN ORHAN - 16 Eylül 2002, Pazartesi
http://www.hurriyetim.com.tr/agora/article.asp?sid=7&aid=26
5 Ekim 2009 Pazartesi
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder